Nurefşan EKİNCİ ORTAK HİKAYEMİZ 2. KISIM : UPENX16 VE MİELEYİ37 DÜNYA'DA

 

                                                            

Ortak hi​​​​​​​kayemizin 2. kısmını Şehit Gökmen Taşkıran öğrencileriyle önce word dosyasında hazırladık. Daha sonra storyjumper sanal kitabımıza yükledik.             



                                                                     ORTAK HİKAYEMİZ

                                                    2. KISIM : UPENX16 ve MİELEYİ37 DÜNYA'DA

                                (Şehit Gökmen Taşkıran İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri tarafından yazılmıştır.)

Uzay mekiğine girerken UpenX16 başka bir gezegene gitmenin heyecanı içindeydi. Mieleyi37 ona seslendi:

-          Kimseye görünmememiz lazım kardeşim.

-          Uzay mekiğinin olduğu yerde kameralar var dostum.

-          Merak etme ben sinyalleri iptal ettim.

Şifreyi arka kapıya okuttular ve artık mekiğin içindelerdi. Mekik dünyaya giderken milyonlarca yıldız, gezegen, göktaşı gördüler. Toz bulutu şeklinde galaksilerin içinden geçtiler. Dünyaya yaklaşınca atmosferi geçerken Mieleyi37 ve UpenX16 biraz korktular. Mekiğin içi gaz dolmuştu ve mekik büyük bir orman içine oturdu. 

            Bilmedikleri bir yere gelmişlerdi. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Ve ormanda kayboldular. UpenX16 biraz korkmuş bir ses tonuyla “Senin aklına uyup dünyaya geldik şimdi ne yapacağız buralarda.” diye söylenmeye başladı. Mieleyi37 de “Dimege’deki zulme boyun mu eğseydik? Hem dünyada çok güzel şeyler olduğunu duymuştum.” dedi.

UpenX16, O zaman biraz yürüyelim belki karşımıza iyi birileri çıkar.” dedikten sonra yürümeye başladılar.       Yürüdükten epey sonra bir ağacın altında dinlenmeye başlamışlardı ki aniden bir ses duydular:

-          Hadi yakala beni abi, yakalayamazsın ki

-          Çok hızlı koşuyorsun dur bekle!

-          Aaaa abi burada 2 adam var. Ooo gözlerine baksana!

-           Elleri de korkunç görünüyor, dur gitme!

UpenX16 ve Mieleyi37 çocukların tavırları karşısında donup kalmıştı. İki çocuk koşarak dedelerinin yanına gittiler.

Ayşe, “Dedecim ileride 2 adam gördük. Çok büyük gözleri ve elleri vardı.” diye şaşkınlıkla dedesine anlatıyordu. Dedesi de merak ederken bir yandan da Ayşe’yi rahatlatmak için “tamam Ayşecim sakin ol! Gidip bir bakalım kimmiş bunlar.” dedi ve torunlarıyla beraber UpenX16 ve Mileyi37 yanına gelmişlerdi. Aralarında şöyle bir konuşma başladı:

-          Merhaba benim adım Recep, biz burada yaşıyoruz. Siz kimsiniz, buraya neden geldiniz?

UpenX16, hemen başladı cevap vermeye:  

-          Biz başka bir gezegenden geldik. Hükümdarımız bize çok zulmediyordu, biz de oradan kaçtık. Mekiğimizle kaçarken de bu ormana indik.”

-           Çok uzak mesafelerden gelmişsiniz, acıkmışsınızdır. İleride küçük bir kulübem var gelin size bir şeyler ikram edeyim.

UpenX16 ve Mieleyi37 biraz uzunca birbirlerine baktıktan sonra Recep Amcanın davetini kabul ettiler. Beraber ince uzun bir yoldan gittikten sonra Recep Amcanın küçük ama tatlı kulübesine vardılar. Korkuları biraz azalmış gibi görünse de hala şaşkınca etraflarına bakmaya devam ediyorlardı.

Recep Amca babacan tavırlarıyla bir yandan onlarla sevecen konuşmaya çalışırken bir yandan da kendileri için hazırladığı sıcak yemeklerden onlara ikram ediyordu.  Misafirperverliği devam ediyordu. Yemeğin hemen ardından çay hazırladı ve beraber çay içmeye başladılar. İlk defa çay içen iki uzaylının şaşkınlığı ve korkusu sevince ve minnettarlığa dönüşüyordu. Değişen duygularını ilk önce UpenX16 dile getirdi:

-          Gerçekten senin dediğin gibi dünyadaki insanlar çok iyiymiş. Mieleyi37 de başıyla arkadaşının dediklerini onaylarken tebessüm ediyordu.

Ardından Recep Amca her zamanki ciddi ve olgun konuşmasıyla köylülerle imece usulü yardımlaşmalarını anlatmaya başladı. UpenX16 daha önceden böyle bir yardımlaşma duymadığı için anlatılanları hayretle dinliyordu. Derken uzun vakit geçti. Gezegen gezegen yol kat etmişlerdir, şimdi yorulmuşlardır diye düşündü Recep Amca. Ve dönüp onlara:

“İsterseniz biraz dinlenin, öğlen vakti birlikte köyümüzün pazarına gidelim. Oradan köy halkımızla tanışmış olursunuz.” dedi.

Kendilerini çok yorgun hissettikleri için Recep Amcanın fikri UpenX16 ve Mieleyi37’nin de hoşuna gitti.  Ve vakit kaybetmeden kendileri için hazırlanmış olan yatağa girip dinlendiler. Öğle vakti gelince Recep Amca ve torunları ile pazara gitmek üzere yola çıktılar.

Ayşe, yürümeye devam ederken dedesine UpenX16 ve Mieleyi37’nin neden gözlerinin ve ellerinin büyük olduğunu sordu.  Recep Amca da bilge tavrıyla  “Ayşecim, Allah herkesi farklı farklı yaratmış. Bizim dinimizde yaratılıştan gelen farklı görünüşlere saygı vardır. Allah kalplerimize ve yaptığımız güzel işlere bakar. Farklılıklar güzelliktir. Biz de buna göre hareket etmeliyiz.” dedi.

Dedesinin söylediklerini hemen kabul eden ve beğenen Ayşe, “Haklısın dedeciğim.” diye cevapladı. Pazar alışverişlerine meyve almak için devam ederlerken Recep Amca, küçük bir tezgahın önünde durdu ve pazarcıdan 2 kilo elma istedi.

Tezgahtar: “Veririm amca ama ben bugün çok satış yaptım. Yan taraftaki Halil kardeşimden alışveriş yaparsanız çok memnun olurum. Çünkü o bugün hiç satış yapamadı.” dedi.

UpenX16 ve Mieleyi37 pazarcının kendi tezgahı küçük olduğu için zengin biri olmadığını düşünüyorlardı. Tezgahtarın bu tavrı karşısında birbirlerine şaşkın şaşkın bakıp dururken, UpenX16, konuşmaya başladı:

-           Mieleyi37, çok şaşkınım, burası nasıl bir gezegen! İnsanlar birbirlerine ne kadar da iyi davranıyorlar.

-          Kardeşim, keşke burada kalabilseydik ama biliyorsun bizim bedenimiz dünyada uzun süre kalamaz. Çok kısa bir zamanımız var. Buradaki güzellikleri ve iyilikleri öğrenip kendi gezegenimize götürebiliriz.  

-          Harika bir fikir dostum! O zaman burada gördüğümüz her şeyi iyi kaydedelim.

 

           

 

 

Yorumlar